Düşmanımız Kürtler Değil!

20 Ocak 2012 tarihinde www.sebinmedya.com 'da yayınlanmıştır.

20 Ocak 2012 tarihinde www.sebinmedya.com 'da yayınlanmıştır.

 

Hepimizin evine, hepimizin ocağına bir ateş düşürdü kalleşler.

Hepimiz acılıyız, hepimiz yaralıyız. Şehit anaları ile birlikte, hepimiz ağlıyoruz. Bazılarımız içten içe, bazılarımız haykırarak, bazılarımız sokakta, bazılarımız televizyon başında,  bütün bir millet gözyaşı döküyor. Yavrusunun şehit haberini almış bir ananın feryadını görüp de, boğazı düğümlenmeyen, en azından sesi titremeyen, insan olamaz zaten. 

Hepimizin başı sağ olsun.

 

Hepimiz öfkeliyiz. Müthiş öfkeliyiz. Hepimizin sabrı taştı.

30 senedir kan döken teröre öfkeliyiz, terörü piyon olarak kullanan dış güçlere öfkeliyiz,  Amerika'ya, İsrail'e, Suriye'ye, Barzani'ye, Apo'ya, terörün Meclis'teki sözcülerine öfkeliyiz.

30 yıldır bu işi çözemeyen siyasetçilere, hatta 30 yıldır terörle mücadeleyi bir türlü öğrenemeyen, hala baskın yiyip, hala büyük kayıplar veren askerimize bile öfkeliyiz.

Ve bu öfkemizde de, sonuna kadar haklıyız. Hepimiz evimize, arabamıza bayrak asarak, şehit cenazelerine katılarak, terörü lanet mitinglerine katılarak bütün dünyaya öfkemizi göstermeli, bu milletle oyun oynanmayacağını herkesin gözünün içine sokmalıyız.

 

Ama ne olur, öfkemizi yanlış yere yönlendirip, Türkiye düşmanlarını sevindirmeyelim.Bir milletin intiharı olacak, Türk devletini yeni bir fetret devrine sokacak, aklıselim bir insanın asla söyleyemeyeceği, ancak öfke dönemlerinde söylenebilecek laflar, ortalarda dolaşıp duruyor. 

 

Diyorlar ki;  "Ne kadar Kürt varsa öldürelim. Diyorlar ki, Sivas'tan girelim, Hakkâri'den çıkalım".İşte terör örgütünün de, terör örgütünü maşa olarak kullananların da, bize söyletmek istediği söz budur.

Türklerle Kürtleri birbirine düşürüp, bu coğrafyayı yaşanamaz noktaya getirmek istiyorlar.Ülkemizi istikrarsızlaştırmak, dünyada söz sahibi olmasını engellemek, üretmesinin, kalkınmasının, önüne geçmek istiyorlar.

 

Bir Türk-Kürt kavgası başlatıp, birbirimizi boğazlamamızı, birbirimizle uğraşmamızı, dolayısıyla, geri kalmamızı, fakir kalmamızı, onların her istediğini yapmamızı istiyorlar.

 

Evet, bilerek veya bilmeyerek, küresel aktörlere asker yazılıp, küresel emellere piyon olan, birazı Suriyeli, birazı Ermeni, çoğu Kürt 3-5 bin kalleş, eylemleriyle dünyamızı karartıyor.

 

Yapmamız gereken, bu kalleş piyonları tepelerken, arkalarındaki küresel aktörlerle de her alanda mücadele etmektir.Öfkemizi bin yıldır birlikte yaşadığımız, bin yıldır kız alıp verdiğimiz, bin yıldır ticaret yaptığımız, bin yıldır yarenlik, yoldaşlık yaptığımız,  bir halka yöneltmek yerine, terörün arkasındaki esas güçlere bakmalı, onlarla hesaplaşmalıyız.

 

O hesaplaşmanın ilk adımı ise, o gücün arzuladığı, amaçladığı Türk-Kürt çatışması çıkaracak söz ve davranışlardan uzak durmaktır.

 

Öfkemizi kusarken dikkat etmemiz gereken ikinci nokta ise, terörden kendisine pay çıkarmaya, terörü kullanarak piyasa yapmaya, şehit kanı üzerinden siyaset yapmaya çalışanlardır.

 

Şehit kanı üzerinden siyaset yapmaya çalışanlara dikkat edin, işte onlar eline silah alıp, karakol basanlardan daha tehlikelidirler.

 

Diyorlar ki, "işte açılımın sonucu budur".  30 yıldır, terör ve terörle mücadele konusunda söylenmedik laf kalmadı. Herkes, ama herkes konuştu, bütün yol ve yöntemler denendi. 30 yıldır terör bitmedi. Yani, bunun açılımla falan ilgisi yoktur. 30 sene önce, 20 sene önce açılım yoktu ama terör yine vardı.

 

Aksine, Hükümetin uygulamaya koyduğu "milli birlik ve kardeşlik projesi," PKK'nın elinden "Kürt halkı yıllardır eziliyor, biz demokratik haklar istiyoruz, onun için teröre başvuruyoruz" gerekçesini çekip almıştır. Hükümet, ana dilde televizyon yayını gibi adımları attıkça, PKK'nın Kürtler içindeki toplumsal desteği erimeye başlamıştır. Bu proje sayesinde düne kadar , "Kürt halkının hakları için savaşan" bir örgüt olarak tanınan PKK, bugün, bütün dünyada asker sivil demeden, Türk-Kürt demeden katliam yapan bir "terör örgütü" olarak tanınır olmuştur.

 

Yani, açılım politikaları sayesinde, PKK'nın iç ve dış desteğine büyük darbe vurulmuştur.

 

Diyorlar ki, "terörle mücadele edecekler içerde."  Evet, terörle mücadele edeceklerden bazıları içerdedir.  Bugüne kadar terörle mücadele etmek yerine, milletin yüzde 50 oyunu almış hükümeti devirmek için darbe üstüne darbe planı yaptıkları,  hükümet aleyhine internet siteleri kurup, faaliyete geçtikleri için içerdedirler.Onları içerde tutan da Hükümet ya da savcılar değildir, onları içerde tutanlar devletin hakimleri, hiçbir kimsenin emir yada talimat veremeyeceği hakimlerdir.Bunu söyleyenler, 800 bin kişilik bir orduya en büyük hakareti etmektedirler. Bu söz, darbe yapmaya, hükümeti yıkmaya teşebbüsten tutuklu bulunan 100-200 asker olmadan, 800 bin kişilik ordunun hiçbir işe yaramayacağından başka bir anlam ifade etmiyor.

 

Türk askerini, Türk silahlı kuvvetlerini bu kadar aşağılayan böyle bir ifadeyi kullanmak, hem de siyaseten kullanmak, kullananlar açısından ancak utanılması gereken bir durumdur.

 

Diyorlar ki, "Hükümet istifa etsin." Olur, her terör olayından sonra, Hükümet istifa etsin, ayda bir, 3 ayda bir Hükümet değiştirelim. Siyasi krizimiz hiç eksik olmasın. Terör belası ile birlikte, bir de siyasi krizlerle uğraşalım.Muhalefetten beklenen, böyle durumlarda, Hükümetin arkasında bir kaya gibi durmaktır. Dünyanın neresine giderseniz gidin, böyledir. Muhalefet, böyle zamanlarda hükümetin arkasında kaya gibi duracak ki, terör örgütü ülkede kaos yaratmak amacına ulaşamasın. Düşünsenize, her karakol baskını yaptığında Hükümetin istifa ettiği bir ülkede, terör örgütü neler yapmaz ki?Ayda bir Hükümet değiştirecek bir gücü terör örgütüne vermek, hangi akla hizmettir?

 

CHP'ye oy vermiş, CHP'li arkadaşlarımız kusura bakmasınlar ama kendilerine sahici bir lider aramaya başlasalar, CHP için de, ülkemiz için de çok iyi, çok hayırlı olacak.

 

Allah'ın rahmeti şehitlerimizin üzerindedir, yerleri cennette, Peygamberimizin yanındadır. Milletimizin başı sağ olsun.

 
 

 

 
  Siyasetçinin El Kitabı   |   Önsöz   |   İçindekiler   |   Basında Kitabımız   |   İsteme Formu   |   Görüşlerim   |   Görüş ve Önerileriniz   |   İletişim

 
 Facebook Sayfası  Twitter Sayfası © 2012 Siyasetçinin El Kitabı - Yüksel Bölük