PKK Kazandı Devlet Kaybetti veya Kürtler Kazandı Türkler Kaybetti

Kürtler silahlı mücadele sayesinde mi haklarını elde ettiler? 25 Şubat 2012 tarihinde www.gazete5.com ve www.sebinmedya.com adreslerinde yayınlanmıştır

Türkiye, başındaki en büyük belayı, terör belasını bertaraf etmeye çalışıyor. Bugüne kadar bu bela hakkında yeteri kadar düşünmemiş, sorunun çözümünü askerlere havale ederek işin içinden sıyrılmaya çalışmış bütün toplumsal yapı, kurum ve kişilerin kafası son derece karışık. Yazarlar, çizerler, düşünürler, sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, sağcısı, solcusu ne diyeceğini bilemez halde, nefesini tutmuş olacakları bekliyor. Bütün Türklerin ve bütün Kürtlerin kafaları karışık. Bu kafa karışıklığının doğal sonucu olarak, belayı def etmemizi engelleyecek düşünceler de sıklıkla dile getiriliyor, sıklıkla seslendiriliyor. Türk tarafında "PKK kazandı, Devlet kaybetti, Kürtler kazandı, Türkler yenildi" algısı ve hem Kürt, hem de Türk tarafında, PKK silahlı mücadele ile kazandı, Kürtler haklarını silahlı mücadele ile elde etti" algıları dillendiriliyor. Yanlış sonuçlara ulaşmamak için ilk bakışta doğruymuş gibi görünen bu algıları biraz irdelemekte, üzerinde düşünmekte fayda var.

Kürtler silahlı mücadele sayesinde haklar elde ettiler!

Bu düşünce külliyen yanlıştır. Kürtler, Cumhuriyetin kurulmasından bugüne kadar ne elde ettilerse, hepsini Türkiye'nin demokratik gelişimi sayesinde elde ettiler. Ne zaman silahlı isyan oldu, devletin topuzu tepelerine indi. Türkiye ne zaman demokratik yönetimden uzaklaştı, Kürtler daha önceden sahip oldukları pek çok şeyi kaybettiler. Sorunun ana nedeni olarak görünen Kürtçenin Kenan Evren darbe döneminde yasaklanması örneği, tek başına bu önermemizi doğrulamaya yeter. Özal ve Ak Parti dönemlerinde, yani siyasetin askeri ve sivil bürokrasiye nispeten egemen olduğu dönemlerde, Türkiye sınırları içinde yaşayan bütün vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinde ilerlemeler kaydedildi. Aklınıza gelebilecek her türlü özgürlük, demokrasi dönemlerinde kök saldı, yeşerdi ve gelişti. Bir gelecek projeksiyonu ile önermemizin sağlamasını yapalım. Diyelim ki, bu süreç başarısız oldu, fatura Ak Parti'ye kesildi, iktidar değişti, terör şiddetlendi. Olağanüstü hal, sıkıyönetim ilan edildi. TRT, Kürtçe yayın yapmaya devam edebilir mi sizce? Denklem son derece basit; silah karşısında silahı bulur, demokrasi ise hak ve özgürlükler demektir.

Silahlı mücadele kime yarar sağladı?

PKK, silahların gücünü kullanarak uyuşturucu, insan ve hayvan kaçakçılığı alanlarında, her türlü yer altı yapılanmayı, hem de sadece Türkiye'de değil, bütün Ortadoğu ve Avrupa'da ele geçirdi. Yani silahlar PKK'ya kara parayı kontrol etme, yer altı dünyasını kontrol etme gücü sağladı. Bugün, çözüm sürecinin önündeki en büyük engel de budur. Zor olan PKK'nın parasal kazançlardan vazgeçmesidir. Aslına bakarsanız, PKK'yı çözüm sürecine doğru iten saiklerin başında son bir yıl içinde örgütün uyuşturucu ve kara para trafiğine vurulan büyük darbe geliyor. "Adamlar silahla mücadele ederek kazandılar" diye konuşan herkesin bir de bu açıdan düşünmesinde fayda var.

PKK'nın silahlı mücadelesinden asıl kazancı, bölgede güçlü bir Türkiye istemeyen İran'dan İsrail'e, Almanya'dan Suriye'ye kadar bir sürü yabancı devlet sağladı. Türkler ve Kürtler bu sürecin kaybedeni oldular.

Kürtler, silahlı mücadele yerine hakları için demokratik bir mücadele yapsaydılar, hem haklarına daha kolay kavuşurlardı, hem de bu acıları hiç yaşamazdık. İşte bundan dolayı, ben, eli kanlı apo'yu hiçbir zaman affetmeyeceğim. Süreç neyi gerektirirse gerektirsin, apo benim için, bu milletin, Türklerin ve Kürtlerin düşmanı olarak, Türkler ve Kürtlere büyük acılar yaşatmış, asılması gereken birisi olarak kalacak.

Türkler ne kaybetti?

Türk tarafında, özellikle kendisini ulusalcı diye adlandıran, milliyetçi diye adlandıran kesimler arasında "biz kaybettik, Kürtler kazandı" algısı son derece yaygın ve müthiş bir öfkeye sebebiyet veriyor. Peki, ne kaybettik? Şöyle bir an durun ve düşünün. 5 yıl önce sahip olduğunuz neye sahip değilsiniz? Türkçe konuşmanız mı yasaklanıyor, Türkçe şarkı söylemeniz mi engelleniyor, Çorum doğumlusunuz diye polis size potansiyel suçlu muamelesi mi yapıyor? Türkler ne kaybetti sorusunun anlamsızlığını ortaya çıkaran başka bir soru daha var: Türkler ne kazanacak? Bu mesele çözülünce Türkler ne kazanacaklar, süreç başarısız olursa ne kaybedecekler? Hadi, bir de bu sorulara cevap arayalım. Bu mesele çözülmezse, çocuklarımız dağlarda ölmeye devam edecek, her sene 50-100 milyar dolar terörle mücadeleye para harcayamaya devam edeceğiz, bir türlü istikrarı yakalayamayacağız, vesaire vesaire, istediğiniz kadar uzatabilirsiniz. Bu iş çözülünce ne kazanacağımız da varın siz hesap edin. Bir kere toplumsal moral, özgüven kazanacağız. Terörle mücadeleye giden paralar, eğitime, kalkınmaya, bilim ve teknolojiye gidecek. Belki de, -hadi korkmayın, düşünün- Kuzey Irak ve Batı Suriye'nin federasyon ya da başka şekillerle ülkemize katılması ile daha da büyüyeceğiz.

Kürtler ne kazanacak?

Ben Sünni, Müslüman, Türk, Giresun Şebinkarahisarlı bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Benim sahip olduğum haklara, bir Kürt vatandaşımızın, bir Ermeni vatandaşımızın, bir Süryani vatandaşımızın, Ortodoks bir Rum vatandaşımızın da sahip olmasından ancak mutluluk duyarım. İşte barış süreci ve yeni anayasa ile birlikte, Kürtler ve saydığım diğer etnik ve dini özelliklere sahip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları benimle aynı haklara sahip olacaklar. Kürtlerin bizden eksik ne hakkı var diyorsanız, her sabah okulda çocuğunuza zorla "Ermeni'yim, doğruyum, çalışkanım..." marşı okutturulduğunu düşünün. Eğer Kürtler, Ermeniler, Süryaniler, Rumlar sizinle aynı haklara sahip eşit vatandaşlar olsun istemiyorsanız, kendinizi Kürtlerden daha üstün, daha yüce, daha ulu varlıklar olarak görüyorsanız, bilin ki düşmanlık devam edecek. İsrail'inden İran'ına, Fransa'sından Amerika'sına kadar açık gizli düşmanımız olan bütün unsurlar da –tesadüfe bakın ki- aynı sizler gibi, kardeşin kardeşi öldürmeye devam etmesini istiyor.

Bu işi hayırlısıyla tamama erdirdiğimizde, bütün Türkler ve bütün Kürtler kazanacak. Kaybedenler ise sadece terörün devamından çıkarı olanlar olacak.

Endişeye mahal yok. Arnavut'u, Çerkez'i, Laz'ı, Kürt'ü, Türk'ü, Arap'ı, Alevi'si Sünni'si, Ermeni'si, Rum'u, Süryani'si ile birlikte, bu topraklarda yaşan bütün unsurları ile birlikte, Büyük Türk Milleti, geri geliyor.

 
 

 

 
  Siyasetçinin El Kitabı   |   Önsöz   |   İçindekiler   |   Basında Kitabımız   |   İsteme Formu   |   Görüşlerim   |   Görüş ve Önerileriniz   |   İletişim

 
 Facebook Sayfası  Twitter Sayfası © 2012 Siyasetçinin El Kitabı - Yüksel Bölük