Kürtler ne istiyor, ne alacak?

14 Mart 2013 tarihinde www.gazete5.com'da yayılanmıştır.

“Ak Parti, İmralı ile müzakereler yürütmekte, apoya özgürlük, Kürtlere bağımsızlık ve toprak pazarlıkları yapılmaktadır.” “Kürtlere hangi haklar verilecektir?”

Açılım sürecine yapılan muhalefet, yukarıda tırnak içinde verdiğim cümlelerde yoğunlaşmakta, bu cümlelerde somutlaşmaktadır.

“Kürtlere hangi haklar verilecek” sorusu, bu soruyu soranların bizzat utanması gereken bir sorudur. Bu soru ancak “kendisini başka insanlardan üstün görenlerin” ağızlarına alabileceği bir sorudur. “Benim sahip olduğum haklara Kürtler sahip olamaz, olmamalı” diyorsanız eğer size söyleyecek hiçbir şeyim yok. “Kürtlere hangi haklar verilecek” sorusunu soranların, aynı zamanda “bizden ne eksikleri var” cümlesini kuranlarla aynı kişiler olduklarını ve içinde bulundukları tezadın garipliğini göremediklerini de bu cümleden olmak üzere eklemekte fayda vardır.

“Kürtlere hangi haklar verilecek” sorusunun cevabı basittir. Açılım sonucunda, Türkiye’de yaşayan bütün insanlar hangi haklara sahip olacaklarsa, Kürtler de o haklara sahip olacaklardır. Bu süreç, sadece Kürtler açısından değil, bütün insanlarımız açısından ve aynı zamanda devletimiz açısından da bir demokratikleşme projesidir.

Geriye bölünme endişelerini tetikleyen “özerklik, bağımsızlık ve toprak” söylemleri kalıyor. Nevruz kutlamaları için BDP tarafından belirlenen “apoya özgürlük ve Kürtlerin statüsü” temaları da bu endişeleri tetikliyor. BDP kanadının “apoya özgürlük ve Kürtlerin statüsü” temalarını teması ile nevruz kutlaması yapması Kürdün Kürde propagandasından başka bir şey değildir.

BDP kanadı ne diyecekti ki? Tabi ki “apoya özgürlük, Kürtlerin statüsü” diyecekti. Hemen belirtelim“Kürtlerin statüsü” ifadesi, “Kürtlere bağımsızlık verilecek, toprak verilecek” iddialarının bizzat BDP tarafından çürütülmesi demektir. Kürtlerin statüsü ifadesi ile istenilen şey en fazla “yerel özerklik”tir.İstemekle almanın aynı şey olmadığını herkes bilir. Mesela CHP her seçimde milletten iktidar istiyor ama bir türlü alamıyor. Kürtlerin alabileceği şey, en fazla güçlendirilmiş bir yerel yönetim modelidir ve hangi siyaset bilimciye sorarsanız sorun, sadece Güneydoğu için değil, bütün ülkemiz için bir yerel yönetim reformu yapılması büyük gerekliliktir.

Süreç sonunda Kürtler ne toprak, ne bağımsızlık alabileceklerdir. Zaten en sivrilerinin bile böyle bir talepleri yoktur. “Bağımsızlık ve toprak verileceği” söylemi, Türkün Türk’e propagandasından başka bir şey değildir ve iktidara muhalefet etmek dışında herhangi bir karşılığı yoktur.

Herkes biliyor ki süreç başarıya ulaşırsa, Türkiye yeni anayasasıyla bütün vatandaşlarının eşit haklara sahip olduğu daha demokratik, güçlü ekonomisiyle ile daha müreffeh bir ülke olacaklardır.

Süreç sonunda Kürtler, bu büyük ve müreffeh ülkenin eşit birer vatandaşı olmanın gururunu alacaklardır. Kürt analar, çocuklarının dağlarda ölüp gideceği korkusunu yüreklerinden atacaklardır. Yaylalarda korkusuzca hayvancılık, tarlalarda korkusuzca tarım, şehirlerde korkusuzca ticaret yapacaklardır. Kürtler, demokrasi, huzur ve refah alacaklardır.

Süreç sonunda Türkü, Kürdü, Acemi, Arabı, Çerkezi, Lazı, Yahudisi, Hıristiyanı, Sünnisi, Alevisi, Süryanisi hep birlikte, Büyük Türk milleti olarak BİZ kazanacağız.

Apoya özgürlük mü, işte orada durun. Ne özgürlüğü? Onbinlerce insanın kanıyla kirlenmiş bir cani, içerde ya da dışarıda hiçbir yerde özgür olamaz. Kaderi, döktüğü kanın içinde boğulmaktır.

 
 

 

 
  Siyasetçinin El Kitabı   |   Önsöz   |   İçindekiler   |   Basında Kitabımız   |   İsteme Formu   |   Görüşlerim   |   Görüş ve Önerileriniz   |   İletişim

 
 Facebook Sayfası  Twitter Sayfası © 2012 Siyasetçinin El Kitabı - Yüksel Bölük